ORGANOMİNERAL GÜBRELERİN

TOPRAK VERİMLİLİĞİNDEKİ ÖNEMİ

Ekran Resmi 2019-01-03 15.19.12.png

Türkiye topraklarının çok büyük bir bölümü organik maddece son derece fakirdir. Organik madde içerikleri, işlenen tarım topraklarında büyük bir çoğunlukla %2’nin altındadır; ortalama %1 civarındadır ve erozyona uğramış meyilli arazilerde bu oran %0,1’e kadar düşmektedir. Bu da toprak verimliliğini büyük bir ölçüde sınırlamaktadır. Toprağın organik madde ya da humus içeriği, humusun tabiatı ve davranışı çok değişik iklim koşulları altında toprak verimliliğini ve optimal bitki gelişimini etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

 

Leonarditte bulunan organik madde toprağın fizik-mekanik (örneğin işlene bilirlik, bitki köklerinin kolayca yayılması vs..), fizik-kimyasal (toprakta bulunan veya gübrelerle ilave edilen bitki besin iyonlarının toprakta tutulması, yağmur veya sulama suyuyla yıkanmaya karşı korunması vs..) ve kimyasal verimliliğinin (topraktaki bitki besin elementlerin varlığı) geliştirilmesinde büyük bir öneme sahiptir; toprağın strüktürünü (toprak zerrelerinin birbirine yapışarak oluşturdukları yapılar) ve “metabolizmasını” (topraktaki biyokimyasal değişim ve dönüşüm süreçleri) düzenler. Organik madde ayrıca belli ölçüde bitki besin elementleri kaynağı olarak da görev yapar. Organik madde yapısında C,H,O,N,P ve S içerir. Bunlardan N, P ve S mineralizasyon (ayrışma) sonucu bitki tarafından alınabilir duruma gelirler.

Diğer bitki besin elementlerinden K, Ca, ve Mg Katyon değişim yoluyla organik maddeye bağlanırlar; Fe, Mn, Zn, Cu ve Mo şelat yoluyla kompleks şeklinde, B ve

S ise ester şeklinde veya ona benzer biçimde organik maddeye bağlanırlar. Bu nedenle de özellikle kireçli topraklarda gerek suni gübrelerle uygulanan azotlu veya fosforlu gübrelerin ekonomisi ve gerekse bitkilerin toprakta bulunan mikro elementlerle (Fe, Zn, Mn, Cu, B) beslenmesinde organik maddenin rolü çok büyüktür.

Organik madde toprakta yavaş akan bir besin maddeleri kaynağı oluşturur. Bir toprakta biyolojik aktivite ne kadar yüksek olursa organik madde içindeki besin maddelerinin akışı da o kadar yoğun olur. Bu durum özellikle toprakta %95 oranında organik maddeye bağlı olan azot için önemlidir. Kilce fakir mineral topraklarda humin maddeleri (Humik ve fulvik asitler gibi) bir çok besin maddelerini bağlar. Suda çözünebilen humin maddeleri (fulvik asitler) metal iyonlarını şelatize edebilirler (kendilerine bağlayabilirler), bu durum özellikle çinko için çok önemlidir. Böylece çinkonun toprağın alt katmanlarına taşınmasını ve köklere ulaşmasını sağlayabilirler; ayrıca demir (Fe+3) iyonlarını da indirgeyerek (Fe+2) bitkiye geçişini sağlayabilirler.

Organik maddenin (özellikle Leonarditin) yapısında bulunan humik asitler düşük konsantrasyonlarda bitki membalarının geçirgenliğini (permeabilite) arttırır ve böylece bitkilerin aktif olarak daha çok su ve besin maddelerini almasını sağlar; ayrıca metal iyonlarının bitki içinde kolayca taşınmalarına yardım eder. 

 

Organik maddenin topraktaki varlığı saprofit (çürükçül) organizmaların gelişmesini arttırır ve parazitlerin gelişmesini baskı altına alır (yani kök has alıkları azalır). Kalıcı bir biyolojik aktivitenin sağlanabilmesi için kullanılan organik maddenin yerine toprağa yenisinin eklenmesi gerekir.  

Organik madde toprakta havalanmayı ve su tutmayı arttırır; toprağa koyu renk verdiginden çabuk ısı almasını sağlar, bu da erken sürüme ve ürün oluşumuna (erkencilik) imkan verir. Organik madde toprağın yapısının bozulmadan işlenmesini kolaylaştırır.

Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü toprakta organomineral gübreler tercihen uygulanmalıdır.